
Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları Altınköy Açık Hava Müzesi’nde yeniden hayat buluyor. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen zanaatkar ustalar, Anadolu’nun kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmak için Ankaralılarla bir araya geliyor. Bu kapsamda, Nevşehir’den gelen “Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” Fatma Turgut, Altınköy Açık Hava Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşuyor.
Geleneksel el sanatları Altınköy Açık Hava Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. Nevşehir’den gelen Fatma Turgut, “Halı dokuma” sanatının en güzel örneklerini Altınköy Açık Hava Müzesi’nde sergilemeye başladı. Geleneksel Türk el sanatlarının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çalışmalarını sürdüren Fatma Turgut, halı dokuma alanında “Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” olarak faaliyet gösteriyor. Desteklerinden ötürü Altındağ Belediyesi’ne ve Altındağ Belediye Başkanı Dr. Veysel Tiryaki’ye teşekkürlerini ileten Turgut, dokuma sanatı hakkında bilgi almak, nasıl yapıldığını görmek ve satın almak isteyen herkesi Altınköy Açık Hava Müzesi’ne davet etti.
“YANLIŞLIKLA GİRDİĞİM ÜNİVERSİTE HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
Nevşehir’den Ankara’ya gelen halı dokuma ustası Fatma Turgut, dokuma sanatını Altınköy Açık Hava Müzesi’nde tanıtmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. 30 yıldır halı dokuyan, kültürel değerleri yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya çalıştığını belirten Turgut, halı dokuma serüvenine başlama hikâyesini şu sözlerle aktardı: “Üniversite tercihinde yanlış kodlama yaptığım için halıcılık bölümüne yerleştim. Dokumacılığı sevemediğim ve zor olduğu için okulu bırakmak istedim ancak annem eğitimimi tamamlamam için ısrar etti.  Annemin ısrarı üzerine eğitimime devam ettim. Bir süre sonra halı motiflerine ve renklere aşık oldum. Bu işi sevmeye başladım. Sabır, insanı selamete erdirir. Mesleğim sayesinde sabrın ne kadar değerli olduğunu öğrendim.” 
Nevşehir’de halı dokuma dersleri veren usta öğretici Turgut, üretim sürecinden de bahsetti. Turgut “İlk olarak ne dokuyacağımızı belirleriz. Örneğin, küçük bir minder yapacaksak, desen ve motiflerimizi milimetrik kâğıt üzerine çizeriz. Düğüm sayısını belirledikten sonra kullanılacak çözgü ve ilmeklik ipleri hazırlarız. Kullanacağımız ipler, kırkımdan sonra yıkanan, ardından taranan, eğrilip bükülen ve son olarak boyanarak dokumaya hazır hale getirilen iplerdir. Daha sonra çözgümüzü hazırlarız ve halımızı dokumaya uygun hale getiririz. Bez ayarını yapar, kilimi oluşturur ve kıyı kolonlarını yerleştiririz. Hazırladığımız motifi tezgâhın başına asar, kullanacağımız ipleri de yanımıza yerleştiririz. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından dokuma işlemine başlarız.” ifadelerini kullandı.
“HALILAR VE KİLİMLER SÖZSÜZ MEKTUPLARDIR”
Halı ve kilimlerin üzerinde bulunan motiflerin her birinin birer anlam ifade ettiğine dikkati çeken Turgut, “Halılar ve kilimler sözsüz mektuplardır. Biz o sözsüz mektupları okuyoruz. Motiflerde kullanılan renkler, dokuma yapan kişinin o günkü ruh halini yansıtır. Motiflere bakarak dokuma yapan kişinin ne yaşadığını anlayabiliriz. Anadolu motiflerine baktığımız zaman birlik, beraberlik, bütünlük, sevgi ve muhabbeti görürüz. Öğrencilerime de biz geleneğin mektuplarını yazan yazarlarız diyorum. Geleceğimize yön veren geçmişimizdir. Geçmişi olmayanın geleceği de olmuyor.” dedi.
